Kimya Sanayii
Kimya sanayii, endüstriyel kimyasallar üreten kuruluşları kapsamaktadır. Çeşitli ham maddelerden (petrol, doğal gaz, hava, su, metaller, mineraller) 70,000 üzerinde farklı ürün üreten bu kuruluşlar dünya ekonomisinde başı çeker.
Ürünler
Polimerler ve plastikler, özellikle polietilen, polipropilen, polivinil klorür, polietilen tereftalat, polistiren, polikarbonat endüstride dünya çapında üretiminin % 80′ini oluşturur. Kimyasallar tarım, tekstil, inşaat ve hizmet sektörlerinde üretime katılan binlerce çeşide sahiptirler. Kimya sanayii, üretiminin % 26′lık kısmını kendisi tüketmektedir. Başlıca endüstriyel tüketicilerin talepleri kauçuk ve plastik ürünler, tekstil, petrol işleme, kağıt hamuru ve kağıt, ve başlıca metallerden oluşur. Kimyasallar yaklaşık 3 trilyon dolarlık küresel bir yatırımdır ve kimya sanayii Avrupa Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri dünyanın en büyük üreticilere sahiptirler.
Ürün Kategorisi Analizi
Kimyasalların satışı, temel kimyasallar (kimyasal sektöründe gelirin yaklaşık % 35 – % 37′lik kısmı), biyoloji alanında kullanılanlar (%30), özel kimyasallar (% 20 – % 25 arasında) ve tüketiciye yönelik (% 10) olmak üzere birkaç temel kategori altında incelenebilir.
Temel kimyasallar, polimerleri, petrokimyasalları ve yan ürünlerini, diğer türevleri ve inorganik kimyasallar ile gübreyi içine alan geniş bir kategoridir. Temel kimyasal endüstrisinin büyüme oranı gayrı safi milli hasılanın yaklaşık 0.5 – 0.7 katıdır. Ürünlerin birim fiyatı (kilogram başına) çoğunlukla 25 cent’i aşmamaktadır. Bu kategoride gelir pastasının en büyük dilimini (yaklaşık % 33′ünü) oluşturan polimerler tüm plastik çeşitleri ve sentetik iplik üretiminde kullanılmaktadır. Plastiğin en büyük pazarı ambalajlamayı takiben inşaat, plastik kap üretimi, boru imali, otomotiv sanayii, oyuncak ve oyun sektörüdür. En yoğun polimer ürünü olan polietilen (PE), asıl olarak filmlerin ambalajlanmasında ve süt şişesi, plastik kap ve boru üretiminde yer alır. Bir başka yoğun plastik, polivinil klorür (PVC), başlıca inşaat pazarına yönelik boru üretimi ile dış cephe kaplaması malzemesi ve az da olsa otomotiv sanayiinde ve ambalaj gereçlerinin yapımında kullanılır. Yoğunluk bakımından PVC ile benzerlik göstermekte olan poliproepilen (PP) menzili paketlemeden, ev aksesuarlarına, plasitk kaptan halı malzemesine kadar genişleyen bir pazara sahiptir. Bir diğer yoğun plastik olan polistiren (PS) çoğunlukla ev aksesuarları ve ambalajlamada kullanıldığı kadar oyuncaklarda da yer almaktadır. Başlıca sentetik ipler poliyester, naylon, poliproepilen ve akrilikler mobilya üretiminde, dokuma alanında ve diğer endüstriyel alanlar ile tüketiciler tarafından kullanılmaktadır. Polimerin temel ham maddesi petrokimyasallardır.
Petrokimyasallar ve ara maddelerinin içerdiği kimyasalları sıvılaştırılmış petrol gazından (LPG), doğal gaz ve ham petrolden elde edilmektedir. Bunların satış miktarı temel kimyasallarınkinin tamamının yaklaşık % 30′unu oluşturur. Yoğunluk bakımından büyük ürünler etilen, propolin, benzen, metil benzen, ksilen, metanol, vinil klorit, stiren, butadin, etilin oksit olarak sıralanır. Bu kimyasallar polimerler, organik ve diğer özel kimyasalların başlangıç noktalarını oluşturmaktadır.
Diğer türevler ile temel endüstriyeller olarak sentetik kauçuk, yüzey aktif madde, boyalar, terebentin, reçine, karbon karası, patlayıcılar ve kauçuk ürünler sayılır ve temel kimyasalların ihracatına yaklaşık % 20 katkısı vardır. İnorganik kimyasallar (gelir pastasının %12′lik kısmı) kimyasallar kategorisinde çok uzun süredir yer almaktadır. Ürünler tuz, klor, kostik soda, çamaşır suyu, asitler (nitrik, fosforik, sülfürik asit gibi), titanyum dioksit ve hidrojen peroksit olarak sayılır. Gübreler en küçük kategoriyi oluşturur (yaklaşık % 6) ve fostaflar, amonyaklar, potas kimyasallarını içine alır.
Biyoloji bilimleri (kimya sektöründe gelirin % 30′luk kısmı) ayrıştırılmış kimyasal ve biyolojik maddeler, eczacılık, teşhis billimi, hayvan sağlığı ürünleri, vitaminler ve tarım ilaçlarından oluşmaktadır. Ürünler bakımından diğer sektörlerden daha dar bir yelpazeye sahip olmasına karşın ürünler çok yüksek fiyattadır (kilo başına 5 Amerikan Dolar’ından fazla) ve endüstriyel biyoloji bilimlerinin büyüme oranı gayrı safi milli hasılanın 1.5 – 6 katı arasında değişir ayrıca sektör elde ettiği gelirin % 15 – % 25′lik kısmını AR-GE çalışmalarına yatırmaktadır. Endüstriyel biyoloji ürünleri çok katı kurallar altında üretilirler ve üertimin tamamı hükümetin ilgili bakanlıkları tarafından yakın takip altındaır. Kategorinin % 10′unu oluşturan tarım ilaçları arasında yabani ot öldürücü, haşarat öldürücü ve mantar öldürücü ilaçlar yer alır.
Özel kimyasallar, diğerlerine oranla daha yüksek değerde, hızla gelişen kimyasallar ile çeşitli son pazar ürünlerinin bir kategorisidir. Ortalama büyüme oranları kilo başına 50 cent üzerindeki fiyatları ile gayrı safi milli hasılanın 1 ila 3 katı arasında değişir. Özel kimyasallar genellikle üretimlerindeki yenilikçi bakış açılarıyla tanınırlar. Ürünler ne işe yaradıklarına göre değil hangi kimyasalları içerdiklerine göre alıcı bulurlar. Ürünler içinde elektronik kimyasallar, endüstriyel gazlar, yapıştırıcı, dolgu macunu olduğu kadar tabakalama, endüstriyel ve kurumsal temizlik kimyasalları ve katalizörler de bulunmaktadır. Tabakalama, satışların % 10 – % 13′ünü oluşturan diğer ürünler ile beraber özel kimyasallar satışlarının % 15′ini oluşturmaktadır.
Tüketiciye yönelik ürünler ise sabun, deterjan ve kozmetik ürünlerinin direkt olarak satışından ibarettir. Bu sektörün büyüme oranı ise gayrı safi milli hasılanın 0,8 – 1 katı kadardır.
Her yıl, Amerikan Kimya Kurulu en iyi 100 temel kimyasal ürünü arasından Amerikan üretimi olanları kaydetmektedir. 2000 yılında, bu 100 ürünün toplam üretimi 502 milyon ton tutmuştur. 1990′da ise bu sayı 397 milyon ton olarak kaydedilmiştir. İnorganik kimyasallar her ne kadar gelirde en büyük kısmı oluşturmaya eğilim gösterseler de düşük fiyatları nedeniyle bu hedeften uzak kalmaktadırlar. 2000 yılında listeye giren 100 kimyasaldan 11′i şöyleydi: Sülfürik asit (44 milyon ton), azot (34), etilen (28), oksijen (27), kireç (22), amonyak (17), propilen (16), polietilen (15), klor (13), fosforik asit ( 13) ve diamonyum fosfat (12).
Teknoloji
Kimya mühendisleri tarafından da bilindiği üzere, kimya endüstrisi, kimyasal reaksiyonlar, katı sıvı ve gaz materyaller elde etmek üzere yapılan rafine işlemlerinde kimyasal işlemlerde kullanılmaktadır. Bu ürünlerin büyük kısmı başka öğelerin imalinda kullanılır. Küçük bir kısmı da direkt olarak tüketiciye ulaştırılır. Çözücüler, böcek zehri, sodyum hidroksit, çamaşır sodası, çimento tüketici tarafından direkt tüketilen ürünlere verebileceğimiz birkaç örnektir. Endüstri inorganik ve organik kimyasalların, seramik ürünlerinin, petrokimyasalların, tarım kimyasallarının, polimer ve kauçuğun, patlayıcıların, aromaların üreticilerini ihtiva eder.
İlaç sanayiinin kimyasal endüstri dahilinde gözlenmesine karşın onu kimyasal endüstriden farklı bir kategoriye koyan pek çok karakteristik özelliğe sahiptir. Diğer birbirine bağlantılı endüstriler ise petrol, cam, boya, mürekkep, dolgu macunu, yapıştırıcı ve mutfak robotu üreticilerini içine alır.
Kimyasal reaksiyonlar gibi kimyasal işlemler, kimya fabrikalarında çeşitli tepkime araçlarında üretkenlik oluşturmak için kullanılır. Çoğu durumda bu tepkimeler, aşınmaya dayanıklı ekipman içinde, yüksek sıcaklık ve basınç altında katalizörlerin yardımıyla yönetilirler. Bu tepkimelerin ürünleri damıtma – özellikle kademeli damıtma -, çökeltme, kristalize etme, soğurma, filtreleme, süblimleştirme ve kurutma gibi çeşitli yöntemler kullanılarak ayrıştırılırlar. İşlemler ve ürün, üretilme ve üretim sonrasında özel ekipmanlar aracılığıyla ve gereken yeterliliğe haiz kalite kontrol labaratuvarlarında işlem güvenliğinden emin olunması ve ürünün gereken özelliklere sahip olduğunun garantisini vermek amacı ile teste tabi tutulurlar. Ürünlerin paketlenmeleri ve ulaştırılmaları pek çok yolla gerçekleştirilir. Bu yollar arasında boru hatları, tankerler, tırlar, variller, şişeler ve konteynırlar bulunur. Kimya kuruluşları test aşaması için çoğunlukla AR-GE labaratuvarları kurarlar. Bu tesisler pilot fabrikalar ve üretimin yapıldığı fabrika(lar)dan ayrı kurulmuş araştırma tesisleri olabilir.
Geçmiş
Chandler (2005), Amerikalı ve Avrupalı kimya kuruluşlarının bağıntılı başarı ve başarısızlığının üç konu ile açıklanabileceğini ileri sürüyor: “girişim bariyerleri”, “stratejik sınırlar” ve “büyümeye getirilen sınırlar”. Başarılı kimya kuruluşlarının sırları ilk yürüyenler ve onların yakın takipçilerinin sözde rakiplere karşı oluşturdukları ve sayesinde önce yerel sonrasında ise dünya pazarında geliştirme, üretme, dağıtma ve satma fırsatını elde etmelerini temin eden “tecrübe patikası”nı izlemiş olmaları, diyor Chandler. Keza bu kuruluşlar kazandıklarının ve ürün çeşitlenmesi sonucu elde ettikleri büyümenin, özellikle “dinamik” ölçü ve alan ekonomilerinde ileri jenerasyon ürünler elde etme konusunda yararlanarak, yeniden yatırımı konusunda faziletli bir strateji izlemişlerdir.










Türkiyede gelişmeler umut verici hergeçen gün ekonomik veriler iyiye doğru gidilgiğini gösteriyor ama diğer yandan bilimsel gelişmeler ile sanayi arasındaki köprünün tam kurulduğuna inanamiyorum. Üniversitelerimizin sanayinin gelişmesi adına ciddi araştırmalar yapıp bunun özel sektörle kaynaştırılması çok önemli. Umutederim ki yakın zamanda bu mesele üzerine düşülürse ülkemizin gelişmiş ülkeler arasına girmesi daha çabuk olacaktır.
Biofer
Leave your response!